Kültür Balıkçılığı

Su ürünleri yetiştiriciliği, dünyada hızla büyüyen nüfusun besin ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve teknolojik gelişmelerin doğal ortamlara verdiği zararlar ile daralan doğal kaynakların boşluğunu doldurmak üzere, akvatik ortamlarda hayvanların (balık, kabuklu, yumuşakça ve eklembacaklılar) yarı kontrollü ve kontrollü şartlar altında,başta ucuz ve çok değerli protein kaynağını elde etmek ve aynı farklı amaçlar için   yetiştirilmesine denir.

Tarımın bu sektörü, dünyanın tüketicileri için, başta gıda, gıda katkı maddesi, kozmetik ve ilaç sanayi ham maddeleri üretmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliği, en azından iki bin yıl önce birçok Asya ülkesinde özellikle Mısırda ve Çin’de pirinç tarlalarında sazan yetiştiriciliği ile uygulanmaya başlanmıştır.  Daha sonra, Asya kıtasının büyük bir bölümüne ve Avrupa ya yayılmıştır. Doğal olarak balık stoklarında değişik nedenlerle görülen azalma, denizlerde ve iç sularda akvatik kaynakların değerlendirilmesini gündeme getirmiştir.  Bundan dolayı da, su ürünleri yetiştiriciliği günümüzde Tarımın diğer tiplerinden daha hızlı bir şekilde büyümektedir. Artan dünya nüfusu için çok önemli bir kaynaktır.

Ülkemizde akuakültür faaliyetleri son 20 yıldır gerçekten hareket kazanmış, levrek, çipura , alabalık ve orkinos önemli gelir ve besin kaynağı olan akuakültür ürünleri haline gelmişlerdir. Artan insanoğlu ihtiyaçlarına yönelik damak tadına uygun kalkan, lahos, fangri, Mercan, Eşkina vb. balıkları yetiştiriciliği yapılan alternatif türler kategorisine girmişlerdir.

Akuakültür sadece balık yetiştiriciliği ile sınırlandırılmamalıdır. Uzak doğuda ve pasifik ülkelerinde midye, karides, alg, sus baliklari gibi tüketime uygun tüm su ürünlerinin yatiştiriciliği yapılmakta hatta yeni su canlıları üzerinde sürekli çalışmalar yapılmaktadır. dünya akuakültür üretiminde ilk üç sırayı sırasıyla Çin, Hindistan ve Endonezya almaktadır.Avrupa da ise Norveç, Yunanistan ve İspanya ise ilk üçü teşkil etmektedirler.

Yurdumuzda akuakültürün kalbi başta Muğla/Bodrum Yarımadası olmak üzere İzmir, Aydın, Mersin ve kısmen Karadeniz bölgelerinde atmakta ve sektörde yer alan kişi ve kuruluşlar bu bölgelerde kuluçkahane, balık yetiştirme tesisleri, işleme paketleme tesisleri, yem , ambalaj ve teknik ekipman üreten fabrikalar kurmak sureti ile , bu bölgelerdeki ekonomiye katkıda bulunarak ciddi istihdamlar yaratmaktadırlar.

Dünyada ve Türkiye de su ürünleri yetiştiriciliğinin gelişmesinde temel faktörler şunlardır:

  1. Gıda ihtiyacı

    İnsanlar tarafından tüketilen hayvansal proteinin toplam miktarının % 25’i akvatik orijinlidir. Önümüzdeki ilk on beş yıl içinde dünyada ihtiyaç duyulan proteinin % 40’ının akvatik hayvansal canlılardan temin edileceği tahmin edilmektedir.

    Dünya nüfüsu, 6.5 milyar olup, yıllık artış oranı %  2 civarındadır.  Bir insanın günlük ortalama protein ihtiyacı 65 gram olup, toplam  nüfusun ihtiyacı  4.2X108   kg ‘dır. Bu oran her günde , 2x 104 kg olarakta artacaktır. Ancak tarımsal üretimle elde edilen gıda bu ihtiyacı karşılayamaması durumunda, su ürünleri yetiştiriciliği alternatif bir gıda kaynağı olarak kullanılacaktır.

  2. Doğal stokların azalması ve bu kaynakların korunması

    Su ürünleri yetiştiriciliği  yapılarak, avcılık sureti ile azalan doğal stoklar üzerindeki  baskı azalacak ve olumsuz denge değişimi yaşanmayacaktır. Su ürünleri yetiştiriciliği, doğal kaynakların özellikle su ve toprağın korunmasına katkıda bulunur. Karada kurulan havuzlar,  çevrelerindeki toprak nemini sağlayarak vejetasyon ve doğal yaşamı desteklemektedir.

    Deniz ,göl ve akarsularda kurulan havuzlar ise, doğal ortamdaki diğer balıkların gelişmesinde önemli bir ortam oluşturmaktadır.Çok yakın gelecekte, yetiştiricilik yolu ile temin edilen Su ürünlerine talep artarken avcılıktan elde edilen ürün miktarında azalma olacak, sonuç olarak yetiştiricilikten elde edilen oran yükselecektir.

    Avcılık yoluyla elde edilen balıkçılık üretimi maksimum verime yaklaşmakta, doğal stoklardaki azalma büyümektedir.  Yetiştiricilikteki artış, doğal populasyonlar üzerindeki bu baskıyı azaltacaktır.

  3. Tarıma elverişli olmayan arazilerin verimli kullanılması

    Bataklık alanlar yada yüksek tuzlu topraklar ile killi topraklar su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılabilmektedir.Atıl iç su ve açık deniz yüzeyleri de yine yetiştiricilik için kullanılabilmekte ve bu vesile ile ekonomiye kazandırılabilmektedir.

  4. Ülke Ekonomisine yarattığı katma değerin değerinin yüksek olması
  5. Besinsel değerinin  yüksek olması

    İnsan tarafından tüketilen tüm hayvansal proteinin ¼ ‘ünden daha fazlası  akvatik orijinlidir.

    Su ürünleri iyi kalitede protein,  A, K ve B vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor bakımından zengindir. Protein ve mineral içeriğinin yüksek, enerji değerinin ise düşük olması su ürünlerine diyebetik bir özellik kazandırmaktadır.

    Balık,  insanlar için mükemmel bir gıda ve  yüksek kalitede protein kaynağıdır. Büyüme çağındaki çocukların, hamile kadınların ve hasta ve yaşlı insanların beslenmesinde oldukça önemlidir. Protein açısından tavuğa yakın diğer kırmızı etlerden daha yüksektir. Balığın yenilebilir kısmı diğer hayvanların yenilebilir kısmına yakındır. Tüm hayvanların yenilebilir kısmı % 49-52 dir.

    Balıklar,  hayvansal proteinin en sağlıklı bir kaynağı olup, kalsiyum, fosfor ve demir gibi minerallerce de zengindir. Balık eti, ortalama % 55-70 protein, % 2-15 yağ, % 10-12 mineral ve % 6-12 su içermektedir. Ortalama 100 gr balık etinde 15-20 gr protein vardır. Ayrıca, küçük miktarlarda demir, kalsiyum, fosfor ve A,  D,  B,  K  vitaminlerini de içermektedir. Balık karaciğerinden elde edilen yağlarda vitamin A ‘nın çok önemli bir kaynağıdır.

    Balık eti, kırmızı etlere göre, daha kaliteli, hazmı daha kolay, ve yağ oranı daha düşüktür. Aynı zaman da kandaki kolestrol seviyesini azaltıcı etkiye sahiptir. Balık etindeki yağ, kırmızı etlere göre daha fazla doymamış yağ asitlerini içermektedir.   Balık proteinlerinde bazıları insan için esansiyel olan 20 kadar amino asit bulunur.

    Balıklarda bulunan omega-3 yağ asidi vücutta meydana gelen biyokimyasal ve fizyolojik bir çok olayda önemli rol oynamaktadır.  Bu yağ asitleri, özellikle, kalp sağlığını iyileştirir, hipertansiyonu azaltır, kanseri önlemeye yardım eder ve depresyonu  önlemektedir. Bu etki, omega-3 yağ asitlerinden EPA ( eikosapentaonik asit) ve DHA (dokosaheksaenoik) isimli iki önemli yağ asidi çeşidinden kaynaklanmaktadır. Bu yağ asitleri genelde balık yağlarında bulunmaktadır.   Bunun için özellikle yağlı balıklar örneğin çipura,levrek, alabalık, hamsi, sardalya gibi balıklar  haftada en az iki kez sofra da bulundurulmalıdır.

  6. İstihdama izin vermesi

    Su ürünleri sektörünün ulaştırma, turizm, çevre, sağlık, gıda, imalat gibi sektörlerle direkt veya indirekt ilişkisi bulunduğu göz önünde alındığında, ülkemiz istihdamı açısından önemi daha iyi anlaşılabilir.

Kültür balıkları üretimi - Aquaculture production

Balık türü

2001

2002

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

Type of fish

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Toplam - Total

  67 244

  61 165

  79 943

  94 010

  118 277

  128 943

  139 873

  152 186

  158 729

  167    141

  İçsu - Inland water

      Alabalık - Trout

  36 827

  33 707

  39 674

  43 432

  48 033

  56 026

  58 433

  65 928

  75 657

  78 165

      Aynalı sazan - Carp

   687

   590

   543

   683

   571

   668

   600

   629

   591

   403

  Deniz - Marine water

     Alabalık - Trout

  1 240

   846

  1 194

  1 650

  1 249

  1 633

  2 740

  2 721

  5 229

  7 079

     Çipura - Sea bream

  12 939

  11 681

  16 735

  20 435

  27 634

  28 463

  33 500

  31 670

  28 362

  28 157

     Levrek - Sea bass

  15 546

  14 339

  20 982

  26 297

  37 290

  38 408

  41 900

  49 270

  46 554

  50 796

     Midye - Mussel

   5

   2

   815

  1 513

  1 500

  1 545

  1 100

   196

   89

   340

     Karides - Prawn

  -

  -

  -

  -

  -

  -

  -

  -

  -

  -

     Diğer - Other

  -

  -

  -

  -

  2 000

  2 200

  1 600

  1 772

  2 247

  2 201

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: TÜGEM

Yetiştiricilik Ürünlerinde Kalite ve Sağlık Kontrolü

İnsanların sağlıklı beslenmesi en temel hakkıdır. Tüketilen gıdaların güvenirliliği, kaliteli ürünlerin üretimi ve sunumu büyük önem taşır. Bu nedenle üretimden tüketim aşamasına kadar gıdaların sağlık ve kalite yönünden kontrolü gerekir.

Balık değerli bir besin kaynağıdır. İnsanın temel ihtiyacı olan hayvansal protein ihtiyacını karşıladığı gibi, içersinde bulunan vitaminler ve mineraller açısından da sağlıklı ve dengeli beslenmemize katkıda bulunur.

Ancak balık aynı zamanda, uygun koşullarda üretilmediği, muhafaza edilmediği ve tüketiciye sunulmadığı takdirde, çok çabuk bozulabilen ve önemli sağlık tehlikesi oluşturabilen bir besindir.

Bu nedenle su ürünlerinde sağlık ve kalite kontrolü diğer gıdalardan daha fazla dikkati ve özeni gerektirir.

Ülkemizde kültür balıkçılığı üretimi 1980’ li yıllarda başlamasına rağmen, özellikle denizlerimizde yapılan çipura ve levrek yetiştiriciliği 1990 yılından sonra büyük bir gelişme kaydetmiştir.

Bu gün 40.000 ton olan çipura ve levrek üretimi ile halkımızın balık ihtiyacı karşılandığı gibi, büyük bir kısmı da AB ülkelerine ihraç edilerek döviz girdisi sağlanmaktadır.

Gerek dış pazarda ve gerekse iç pazarda başarılı olabilmek öncelikle, taze, sağlıklı, kaliteli ve güvenilir balıkların sunumuna bağlıdır. Sektör sorumluluğu gereği bu duyarlılığı oto kontrolü ile göstermektedir.Ayrıca AB ve Ülkemiz resmi otoritelerinin denetimleri ile bu güvenirlilik sağlanmaktadır.

Ülkemizde kültür balıkçılığında uygulanan Kalite Kontrol Sistemi, üretim aşamasında kafes ve havuzlardan başlamakta, paketleme,işleme, değerlendirme, ihracat ve tüketim aşamasında devam etmektedir.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Avrupa Birliği tarafından da onaylanan bu sistem özellikle 1998 yılından sonra etkin bir şekilde uygulanmaya başlamıştır.

Balık üreten tüm tesisler kayıt altında bulunmaktadır. Yürürlükte olan mevzuat gereği Bakanlıktan izin almadan kültür balıkçılığı yapmak ve tesis kurmak mümkün değildir.

Bu nedenle su ürünleri yetiştiriciliğinde kaçak üretim söz konusu değildir. Üretim tesisleri teknik ve hijyen şartları açısından belirli kurallara uymak zorundadır. Bu sağlanmadığı takdirde tesislerin kuruluşlarına izin verilmemekte, kurulu olanlardan da uygun olmayanların faaliyetleri durdurulmaktadır.

Tesislerde üretilen balıklar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı denetçileri tarafından belirli periyotlarda mikrobiyolojik ve kimyasal analizlere tabi tutulmaktadır. Ayrıca Bakanlıkça katkı ve kalıntı yönünden uygulanan kontrol planları mevcuttur,

Her tesis üretimde kullandığı yemlerin ve biyoloji maddelerin kayıtlarını tutmak, balık sağlığı ile ilgili olarak yaptığı uygulamaları raporlarında ve kayıtlarında belirtmek zorundadır.

Balıkların yaşadıkları su ortamları kalite ve kirlilik yönünden sektör tarafından izlendiği gibi, Bakanlık tarafından da belirli periyotlarla   su analizleri yapılarak izlenmektedir.

Üretim tesislerinde yetiştirilen balıkların menşei belgesi olmadan tesis dışına çıkarılması yasaktır. Balıkların kafeslerden hasat edilmesinden hemen sonra buzlu ortama alınması ve soğuk koşullarda taşınması zorunludur. Buna ilişkin standartlar ülkemizde başarı ile uygulanmaktadır.

AB’nin ilgili mevzuatları ve bunlara uyum gösteren ülkemiz mevzuatı gereğince, yetiştiricilik ürünleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından onaylanan ve AB’nin ilgili listelerinde yer alan tesislerde paketlenmek, işlenmek ve değerlendirmek zorundadır.

Bu tesisler alt yapı, fiziksel şartlar, kullanılan teknikler, hijyen koşulları , işlem akışı, ambalajlama, etiketleme, paketleme, işleme sistemleri, personel uygunluğu ve kayıtlar açısından bakanlık tarafından bir seri denetim sonucu belirlenmekte ve onay numarası verilerek tescil edilmektedir. Bu işletmelerimizin büyük bir kısmında HACCP (Risk Analizleri ve Kritik Kontrol Noktaları) sistemi mevcuttur ve uygulanmaktadır.

Ayrıca her ürün Bakanlık yetkililerince ihracat aşamasında çeşitli analizlere tabi tutularak sağlık sertifikası ile yurt dışına gönderilebilmektedir,

İç tüketim denetimleri ise yine Bakanlık yetkilileri ve yerel yönetimler tarafından balıkhanelerde, tüketim merkezlerinde ve satış noktalarında yapılmaktadır.

Kalite-Kontrol sistemi Avrupa Birliğinden gelen uzmanlar tarafından da zaman zaman balık çiftliğinden başlayarak, paketleme, işleme ve ihracat tesislerinde, laboratuarlarda ve resmi kayıtlarda sürdürülmektedir.

Bu denetimler sonucu kültür balıkçılığı sektöründe bu güne kadar hiçbir olumsuzlukla karşılaşılmamış, aksine, yetiştiricilik ürünlerimize olan talep her geçen gün artmıştır.

Amacımız, ülkemiz insanına kaliteli ve güvenli ürünler sunmak ve tüketim miktarını artırmak, diğer taraftan dış pazar imkanları yaratarak ve geliştirerek ekonomimize katkıda bulunmaktır.

Balık Yemi

Balık yeminde kullanılan hammaddeler: Balık Unu, Balık Yağı, Buğday ve mısır gluteni,Soya küspesi,vitemin ve minerallerdir. Hiç bir şekilde antibiyotik,hormon ve diğer kimyasallar balık yemi içerisinde kullanılamaz.Balık üretiminden kaynaklanan kirlilik, yemin fiziksel özellikleri, kimyasal özellikleri ve uygulanan yemleme yönetiminden meydana gelmektedir. Yemin ekstruder teknolojisi ile üretilmesi, yemin sudaki dayanıklılığını arttırarak toz ve kırıkların oluşmasını önlemektedir. Yem üretimi esnasında uygun mekanizasyon kullanılarak yem yoğunluğunun tatlı su veya deniz suyu ortamlarına göre ayarlanması yemlerin batma hızını kontrol ederek yem kayıplarını önlemektedir. Yemlerin dış yağlama işleminde emdirme metodu yerine vakum yağlama metotunun kullanılması, yağların sızıntı yolu ile su ortamına geçmesini önlemektedir. Sindirilebilirliği yüksek ve selülozca düşük hammaddelerin seçimi ve yemlerin ön şartlandırıcıda 85-90 °C arasında uygun sürede ısıl işleme tabi tutulması, karbonhidrat sindirilebilirliğini arttırarak dışkı üretimini azaltmaktadır. Yem formulasyonlarında azot:fosfor ve protein:enerji oranlarının dengelenmesi, ortama bırakılan amonyak ve fosfor miktarının azaltılmasını sağlamaktadır. İşletmelerin özelliğine göre Termal Büyüme Katsayısı (TBK) esasına dayanarak oluşturulan yemleme tabloları ile de yemlemeden kaynaklanan kirlilik en aza indirilebilmektedir.

Balık Yemlerinin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri

Balık yemlerinin fiziksel ve kimyasal kalitesini belirleyen parametrelerin arasında hammadde seçimi, balık türüne göre yem formülasyonu, yem üretim teknolojisi ve üretim sırasında uygulanan kalite kontrol stratejisi yer almaktadır.

Balık üretiminde ortaya çıkan kirliliğin biyolojik açıdan değerlendirilmesi durumunda dikkat edilecek noktalar:

  1. Sindirilebilirlik oranı değerlendirilerek dikkatli hammadde seçimi,
  2. Maksimum enerji ve protein kullanılabilirliğinin sağlanması için dengeli yem formülasyonlarının oluşturulması,
  3. Balık yemi üretiminde yemin fiziksel ve kimyasal kalitesini sağlamak için uygun teknoloji ve yöntemlerin uygulanması,
  4. Beslenme rejimlerinin denetim altında tutularak fazla nütrient miktarının dengelenmesi.

Yemlerin çevresel etkilerini belirleyen önemli bir unsur da yem üretim teknolojisidir. Günümüzde balık üretim sektöründe iki farklı tip teknoloji kullanılmaktadır. Bunlar Pelet Pres ve Ekstruzyon Teknolojisidir. Balık üretiminin çevresel etkileri bu iki teknoloji değerlendirildiğinde, yemlerin pişirilerek şekil verilmesini kapsayan termo-mekanik bir olan ekstruzyon teknolojisi, çevreye olan etkileri azaltarak, sindirilebilirliği daha yüksek olan yem üretme olanağını sunmaktadır. Bu nedenle yetiştiricilik sektöründe tamamen Ekstruzyon sistemine geçilmiştir.

Ekstruzyon yöntemi ile üretilen yemlerin en büyük avantajlarından biri tatlı ve tuzlu su ortamına ve yaz-kış şartlarına göre yüzebilirlik-batabilirliklerinin ayarlanabilmesidir. Ağ kafes sistemlerinde, balıklara yüzen yem verildiğinde yemler balıklar tarafından tüketilmeden, rüzgar ve dalgaların etkisi ile kafes dışına çıkacaktır. Aynı ortamda, hızlı batan yemler ise balıklar tarafından alınmadan zemine çökecektir. Bu tip yoğunluk ayarlanması, yemin ekstruder çıkışında oluşana genleşme kontrolü ile dengede tutulmaktadır. Yem genleşmesi ise ekstruderde sıcaklık - basınç kontrolüyle sağlanmaktadır.